Sunday, 31 May 2015

Friday, 29 May 2015

Ne yapmak istiyorum?

Bu histen kurtulmak mı istiyorum?
Bu histen kurtulunca ne olacak?

I've discovered a man like not other man.

Festival

I've discovered a man like no other man years ago.
It is time to let him go.
Ben bunu daha önce de yaptım. Senin için.
Ama bu sefer daha farklı yapacağım.
Üzerini kapatmayacağım,
Seni bir yerlere saklamayacağım.
Seni bastırmayacağım, göz ardı etmeyeceğim.
Seni alıp çıkartacağım.
İşlediğin yerlerden bir bir çıkartacağım.

Senin yüzünden hissettiğim bu şeylerin hepsini alıp bir kavanoza koymak istiyorum.
Biraz inceleyip sonra da bir rafta saklamak istiyorum.
Arada sırada bakmak ama kapağını hiç açmamak.
Henüz atamam o kavanozu, belki de onca sene içimde olan şeyleri atmaya da kıyamam.
Kavanoza koyup hepsini incelemek istiyorum. Etrafında dönüp,bende nasıl bu kadar karmaşık şeyleri uyandırabildiğini (canlandırabildiğini) anlamak istiyorum.
Eminim, o hislerin renkleri mor, biraz beyaz, biraz altın sarısı, biraz da gece mavisi.

Çocuk git artık.
Git artık benden.
Olma artık.

Oruç Aruoba'ya sığınıyorum yine ve yine ve yine.
Her zaman olduğu gibi.
O kadar iyi ki, ne eksik ne fazla.
'Hani' kitabını hatırlamak istemiyorum, orası umut dolu. Bense artık umut etmeyi kesiyorum ne kadar zor bir adım olsa da. Ne kadar iradeli olmam gerekse de ve hissedeceğim şeyler bir bilinmezlik olsa da. Onların renkleri gri.
Gireceğim duyguların rengi gri ise neden bu renk karmaşasını terk etmek istiyorum?
Her neyse.

"Yaşamında, şunları da yaşayabileceksin:-
1) Birisini, ona söyleyecek birşey bulamadığın için, aramak...
2) Birisini, onu artık göremeyeceğini söylemek için, beklemek...
3) Birisini, onu görememeye dayanamadığın için, terketmek...

Neler yaşamayacaksın ki!..."
Oruç Aruoba, de ki işte, Metis Yayınları, sayfa 64


Seni, seni görememeye dayanamadığım için terk edeceğim.
Seni, sana söyleyecek çok fazla şeyim olduğu için terk edeceğim.
Seni, artık gözlerimi kamaştırdığın için terk edeceğim.

Thursday, 28 May 2015

Seni aldım karşıma yine konuştum.
Gerçeğin hiçbir şey bilmiyor, hayalin ise gerçeğinden korktuğumda sığındığım en büyük dert ortağım oldu. Hayalin beni dinledi ve sustu.
İkisi de sensin. Biriniz karşıma geçip "Limon ağacından" bahsediyor, diğeri ise beni biliyor.

Hani seni görünce dünyam aydınlanıyor diyorum ya hep, artık seni görünce gözlerim kamaşıyor.
Bakamıyorum, göremiyorum, seçemiyorum.
En kötüsü hissedemiyorum.
Seni alıp o sunturlu yerlere götürmek isterdim, sayısız pencereni bir bir kapamak isterdim. Bana gelesin diye bir bir...
Ama ben kımıldayamıyorum.

Sen karşımdayken, seninleyken iki cümleyi bir araya getiremiyorum.
Kendim olmuyorum artık, dünyanın en mutlu insanı olmuyorum.
Artık her yer o kadar seninle dolu ki bana nefes alacak bir yer kalmadı. Bana kıpırdayacak alan kalmadı, o kadar seninle doldum ki.
Her yerdesin, her düşüncemde nefes alıyorsun.
Bunu da kendi kendime yaptım.
Seni aldım ve büyüttüm, çoğalttım.
Benim için bir ağırlık oldun artık.
Seninleyken konuşamıyorum, ağırlıklar o kadar fazla ki onları taşımaya çabalarken seninle kendim olamıyorum.

Sana her şeyi söyleyip artık seni bırakmak istiyorum.
Artık senin için umut etmek istemiyorum.
Düşüncelerimde nefes alan seni boğmak istiyorum artık.
Yolun sonu geliyor Limon, Güneş, Balık.

Galiba senden bana gelenler olmadığında, daha doğrusu senden bana geleceklerin gelme ihtimali olmadığında, ben daha iyiyim.

Zorunluluk olan bu muydu?
Hiç doğmayacakmışsın demek.
Hiç bitmiyorsun evet, belki de hiçbir zaman bitmeyeceksin, şu anda gözüme hiç bitmeyecekmişsin gibi geliyor ama artık kendimi hırpalamayı bırakmam gerek..

Senin için azar azar umut etmeyi kesiyorum. Bunca sene senin için umut ettim, artık etmeyeceğim.
Artık içimdeki senleri birer birer kapatmam gerekiyor, benden gidesin diye birer birer.

Bunaltı

Şu anda o kadar büyük bir boşluktayım ki.
Düşünemiyorum, hissedemiyorum, algılayamıyorum.
İki lafı bir araya getiremiyorum onunlayken.
Ne hissettiğimi de bilmiyorum.
Ona karşı ne hissediyorum?
Ne hissediyorum?
Bu kadar yoğun hissederken birden bire neden bu kadar uzak hissediyorum şimdi?
Neden?
Hayır, çünkü öyle hissetmek istiyorsun deme.
Deme çünkü öyle değil.
Ama sanırım yine kendi kazdığım kuyuya düştüm.
Sana o kadar büyük cümleler kurdum ki, seni o kadar büyük duygu balonlarının içine soktum ki
Senin gerçekliğin geldi ve tüm bilmezliğiyle o kocaman duygu balonlarımı patlattı.
Seninleyken neden iyi hissetmiyorum artık?
Neden seninleyken kendimden şüphe ediyorum?
Neden seninleyken senden şüphe ediyorum?
Sorularım birikiyor, düşünmedikçe beni tıkıyorlar.
Sana karşı hissettiğim tek şey kızgınlık şu anda.
Ben burada, karşında kıvranırken, sen bana neler anlatıyorsun.
Bana gözle görülür bir tepki ver diye, sana saçma sapan şeyler söyledim bugün.
Bir şeyler olmuyor.
Bir şeyler tutmuyor.
Ne yapmam gerekiyor?
Hazır yaz geldiğine göre, kendime zulmetmeye başlayabilirim.
Kendi kendime kaldığım çok vakit var nasılsa.

Ben ne yapıyorum?