Friday, 12 June 2015

Bu aralar nedense hep B. aklıma geliyor, düşüncelerimi başka bir şeyle doldurma isteğimden mi yoksa onun dostluğuna olan özlemimden mi tam olarak kestiremiyorum.
Neyse.
Bir çaya kaç sigara sığar?

Wednesday, 10 June 2015

Yine Alanya'daki o geçen sene geldiğimiz yere geldik.
resepsiyinum oradaki terasa geldim yine, yine aynı masaya oturdum ve papatya çayı içiyorum. 
Tıpkı geçen sene yaptığım gibi. Düşüncelerim çok dağınık yazarken toparladım normalde ama şimdi olmuyor.
Geçen sene yine ayni yerde aynı çatı içerken Y. Ile olan bitmiş ilişkim hakkında güzel yazılar yazdım burada. Hani kaoaginda Cemal'den sözler olan defter.
Şimdi Y. zerre umurumda değil,  hatta Y. avucumun içinde. 1 senede neler değişiyor. 
Şimdi ayni yerde aynı çayı içerken yine güzel çıkarımlar yaparım diye getirdiğim deftere o bende hiç bitmeyen cocuk icin yazilar yazmak isriyorum.
hatta bir planım bile vardi, 2011'den bu senwyw ona yazdığım tüm yazıları bu defterde derleyecektim ki duygu 
değişimlerimi görebileyim.
ama nedense baslayamıyorum. 
Eski Yazılara baktım ve bunu yapmak istemedim sanırım. 
Eski yazıları tekrardan diriltmek istemiyorum belki de. 
Çıkarım yapmak için ise elimde pek bir veri yok, neyin çıkarmanı yapacağım? 
Neye varmak için ne gibi bir yol izleyeceğim? 
Bir defter aldım o yazıları derlerim diye ama almak istediğim, aklımda olan defter bambaşkaydı. Belki de yazıya başlamak istememe nedenlerimden en ufağı da budur.
Yine Y. Icin düşündüğüm gibi belki bir gün o hic bitmeyene bu defteri veririm diye dusunuyorum. Bunu düşündüğüm için o en saf yazılarımı da bu deftere katmak istemiyorum. 
Y. ona yazdığım o defteri görmek, okumak istedi,  bense onu küçümseyerek ona karşı ciktim.Sen kimsin ki benden çıkan sözleri görmek istiyorsun?
Ona yazılmış olan şeyleri görmeye hakkının olduğunu söyledi,  ben de bunun çok saçma bir düşünce olduğunu söyledim ona. O zamanlar ne kadar çok isterdim ona yazdığım şeyleri gormesini. 
1 senede neler değişiyor. Roller nasıl da değişiyor. 
İçimde buyuk bir huzursuzluk var. Hala onu istiyorum, içimde yana yana anıyorum onu yine her saniyemde. 
Deftere nasıl başlayacağım ve ne yazarak başlayacağım bilmiyorum. 
Yine aynı yerde, aynı çayı içip yine o her baktığımda farklı nüanslarını keşfettığim manzaraya bakarak bir şeyler yaziyorum.
Bazen de 1 sene sonra neler değişmiyor,  nasıl 4 sene sonra çok şey degisip aslında neler degismediyse.
düşüncelerim dağınık,  duygularım karışık. 
Sanirim odaya gidip kitap okuyacağım. 

Tuesday, 9 June 2015

Şu anda ne yapıyorsun, kimlerlesin, kafandan neler geçiyor merak ediyorum.
Seni alıp bana saklamak istiyorum.
Seni alıp koruyup kollamak istiyorum.
Erkek çocuğum gibi, seni alıp sarmak istiyorum.
Bu dönemlerden geçmen gerek sanırım... Her şeyin tadına bakıp, neyi hayatında tutacağını neyi tutmayacağını seçmen gerek.
Benim korkum senin iyileri iteleyip kötüleri hayatında tutmam. Bir bağımlılık gibi.
Sen mantıklı bir insansın benim gözümde, biliyorum er ya da geç en iyileri hayatında saklayacaksın.
Koruyup kollayacaksın, kız çocuğun gibi saracaksın.
İçimde bir korku var yine de, ya "aydınlığa" giden yolu ıskalarsan diye. Kötüler gözünü boyayıp seni aydınlığa giden yol o diye kandırırlar diye.
Çünkü biliyorum o yollar öyle. Ben çok önce gördüm oraları,  çok geride bıraktım. Yürürken sadece kendime emanettim ve ben mantıklı bir insanım.
Umarım çocuk, umarım ki sen de göreceksin.
Yürüyüp hatta koşup kesişen yollara geleceğiz seninle.
Yeniden.
Şimdi her şeyin tadına bak, iyinin de kötünün de. İyiye giden yolu bulacaksın biliyorum.
Yeniden parlayacak, parıldayacaksın.
Ne dünyalar aydınlatacaksın bilmiyorsun.
Daha bilme sen.
Biliyorsun artık, zamanı geldiğinde...
Güneş & Gökyüzü

Saturday, 6 June 2015

Keşke o anda aklıma gelseydi.
"Durma göğe bakalım" diyebilseydim o anda.
Belki de açar sana okuturdum ama fazla olurdu. Biliyorum.
Ama belki de o anı hiç unutmadık.
Daha öyle anlarımız olacak biliyorsun.

Thursday, 4 June 2015

Ben seni sevmiyorum.
Şu andaki seni sevmiyorum,
4 sene önceki sen nerede?
Keşke hiç büyümeseydin.
Keşke daha farklı bir yöne büyüseydin. Gelişmemişsin,gelişmiyorsun. Tersine geriye doğru giden bir yolda adım atıyorsun ve en kötüsü de "aydınlandığını" sanıyorsun.
Ah çocuk.
Seni o yürüdüğün yoldan geri çevirebilir miyim?
Bir şeyler tersti zaten, bir şeyler gelmiyordu. Bir şeyler tutuktu.
Titreşimleri hissetmek istemiyorum, hissetmiyorum da.
Bunu söylemek hala çok zor ama içimde olan sana veda ediyorum artık.
Ben çok sevdim seni, bir aralar. Tahmin edemeyeceğin kadar çok.
Belki de hiçbir zaman bilemeyeceksin. Şu anda bu o kadar da önemli değil. Ne ilginç değil mi?
Benim içime işlemiş olan adamla bugün karşımda oturmuş olan adam arasında büyük farklar var.

Hep iyi ol sen, keşke.

Wednesday, 3 June 2015

Seni almışım ve çok büyütmüşüm.
Seni öyle bir yere koymuşum ki ben, öyle ulaşılamaz yapmışım ki karşımda oturduğunda bunun gerçekliğini fark edemiyorum. 
Ne hissettiğimi gerçekten bilemiyorum.
Bir şeyler var ama o kadar yoğun değiller.
Ne hissettiğimi bilmediğimden sanırım ne istediğimi de bilmiyorum.
Bilemedim. Hisler tıkalı olunca cümleler de tıkalı oluyor.

Seni işlediğin yerlerden bir bir çıkartacağım dedim geçenlerde, dediğimin ertesi günü bir kitap okuyordum aşk üzerine yazılmış bölüme geldiğimde bununla alakalı yazıyordu, üzerinize giydiğiniz giysi değil bu diyordu, derinizi çıkartmak gibi bir şey.
Benden bir parça mı oldun sen? 
Her neyse. Şu okuduğumu görünce canım sıkılmıştı. Üzerine yazmayacağım.