Sunday, 12 October 2014

Tutup çekseydin
Kolumu biraz daha fazla kavrasaydın, biraz daha fazla sıksaydın
Dokuna dokuna, sabırla öğretseydin 
'Seni seviyorum'u heceletseydin 

Bense sana sevmeyi öğretseydim
Öğrenecek çok şeyimiz vardı, senin de benim de 
Birbirimizden gelenlerle yoktan varlar etseydik
Sana sevmenin iki saatte olmadığını, olamayacağını öğretseydim

Cümleler hala bir çıkmaz 
Cümleler hala beni soyuyor 
Çıplak kalıyorum 

"Rim"le sevecektim seni 
Eğer biraz sabretseydin 
Biraz çabalasaydın 
Küçük mutluluklarla dünya bizim olacaktı 

On liraya bir şarap alırdık, 
Gider bir yere otururduk, deniz kenarı, her şeyin başlangıcı
İnsanlardan istemeye gerek yok bu sefer, sigaralarımız tam nasılsa.
Hala benimle gezmek istiyor olurdun 
Hala ne güzel güldüğümü, ne güzel koktuğumu, ne kadar güzel olduğumu söylerdin
Ben de düşünmeden inanırdım sana 
Kafamdaki düşüncelerden uzak olurdum 
Sorular gerçekten uçmuş gitmiş olurdu
Eğer ki kolumu bırakmasaydın 
Eğer ki beni iki saatte sevmeseydin


Her neyse, 
Bir şarap ve bir sigara.
Moda ise hayallerde. 
"Keşke Moda'yı balkonumu taşıyabilsem."
Yine bunaldım.
Yine aklımda binbir türlü geçmiş.
Biliyorsunuz, bazen bilmiyorlar.
O da bilmesin.
Sen de bilme.



Saturday, 11 October 2014

İstanbul seni özlemedi! O benim yanımda.
Kadıköy de benim! BENİM!
Sen eğlenme oralarda.

Friday, 10 October 2014

Because It Brings Me Back You

Lilac wine ve bir sigara.
Eflatundan bir şarkı, belki biraz da gece mavisi.


"I lost myself in a cool damp night"

"I made wine from a lilac tree, put my heart in its recipe, it makes me see what I want to see and be what I want to be"

"I drink much more than I ought to drink, because it brings me back you"

Wednesday, 8 October 2014

Koşun komşular bana bir şeyler oluyor!!!
Yerimden kıpırdayamıyorum ama yerimde de duramıyorum, bu nasıl bir ikilem?
Bana hakim olun yoksa aklımdaki tüm adamları bir bir arayıp onlara hallerini hatırlarını soracağım.
Aman yarabbi olacak iş mi o şimdi?
Bana bir şeyler çoktan olmuş komşular siz onlara bir Türk kahvesi yapın, bana da bir çay koyun en iyisi.
Ya da soğuk bir su getirin şu kaçırdığım aklımın üzerine bir içeyim, belki iyi gelir.

O mu, yoksa o mu, yoksa diğeri mi?

Lise yıllarından bir anı.
Keşke sadece bir anı olarak kalmasaydı.
Ne de güzel yaşanmamışlıklar vardı. Yine hayaller hayaller hayaller.

İnsan cesur olmadıkça boşa yaşıyor.
Ben çok mu istiyorum her gün aynı yere gidip geleyim?
Gezmek istiyorum, başka bir şehre yerleşip oradan sıkılıp diğer şehre yerleşmek istiyorum.
Bambaşka insanlar tanımak istiyorum, ufkumu açan insanlar.
Sürekli aynı muhabbetlerin çevresinde dolaşan insanlardan kopmak istiyorum.
Bir enstrüman çalmayı öğrenmek, mesela piyano, çok güzel olurdu.
Geleceğe dair pek bir hedefi olmayan rahat bir grupta şarkı söylemek istiyorum.
Kendi paramı kendim kazanayım bir de. Belki çeviri yaparım, akşamları da bir barda çalışırım.
Bir de motorum olsun oh.

Hayaller hayaller hayaller.
Bazıları o kadar da uzak değiller.
Hiçbiri uzak değil aslında, hepsi elimin ayarında.
Dozu fazla kaçırmayalım ama sakın! Yoksa sonra hayatı yaşarız falan aman nolur nolmaz (!)

Tuesday, 7 October 2014

Kadıköy benim! BENİM!
Senin değil.

Monday, 6 October 2014

Görüyor
Duyuyor
Konuşuyor
Ama anlamıyor
Hissetmiyor!