Sunday, 15 June 2014

Masumiyetini kaybediyor insan.
Masumiyetini kaybetmek zorunda insan.

Saturday, 14 June 2014

İki yudumluk hayatlarınızla gelip bana ahkam kesmeyin
Bana teşekkür etmeyin mümkünse bir süre
Sonra sefasını başka hayatlar sürüyor, bana kalansa gece
Tek bir gece de değil üstelik, geceler kalıyor bana
Mümkünse tuğlalarını sizin örüp benim bozduğum duvarlarınızdan çıkmayın bana gelmeyecekseniz
Bencillikse bencillik
Ne şiirler yazılmış siz hala cümle kuracak cüreti buluyorsunuz kendinizde
Gidin susun bir köşede
Böyle daha güzelsiniz
Daha değil, ancak böyle güzelsiniz.
Konuşmayın çünkü zaten kimse dinlemiyor
Bana da sonra gelip teşekkür etmeyin
Sessiz teşekkürlerinizi de şimdi,
Hemen,
Cebinize koyun.
Bir şeyler düzeltirken bir şeyler bozuluyor.
Dengeyi hayatıma çekiyorum.

Tuesday, 10 June 2014

Quod vitae sectabor iter? ¿Qué senda tomaré en la vida? Welchen Lebensweg soll ich einschlagen? Which road of life shall I follow? Hangi yaşam yolunu izleyeceğim?
Mutluluk bir kedinin gözlerinde.
Herhangi bir kedinin değil.
Bir çocukluk arkadaşı, bir şimşek gibi parıltısı olanın.
He gave you the reasons woman.
Don't let him go.
If it is in your hands, don't.

Friday, 6 June 2014

Buraya gelip mükemmel cümleler yazmak istemiştim.
Sanırım yazamayacağım.
Çünkü yazınca gerçek olurlar gerçek olmayan şeyler. Bunu yapmamayı öğrendim. Olmayan bir şey üzerine bir şeyler işlememeyi öğrendim.
Canım da acımıyor nasılsa.
Bir sigara.

Kitapçılardaki bütün kitapları okumak istiyorum, aç gözlülüğüm var.
Oruç çok güzel bir adam.
"Güzel bir adam" bu cümleyi dün bir kez daha kullandım.
K. için güzel adam demedim hiçbir zaman, acaba içten içe biliyor muydum?
Hayır, ben onun hep iyi olduğuna inanmıştım. Gerçekten öyle mi yoksa ben mi inanmak istediğime inanmak istiyorum?
Kısır döngülerimiz gırla.

Yarım mı alırsınız tam mı? İlişki porsiyonları diyorum, yarım mı alırsınız tam mı?
Ne yediğimize biz mi karar veriyormuşuz canım.
Bizim elimizde olmaktan çıkmış bu.
İnsan beyni bazen öteye geçemiyor.
Ne olalım medyum mu? Öteye geçemiyor ne demekmiş?

-Kendimi kendime kanıtlamadıkça kendimi başkalarına kanıtlamaya kalkışmak istemiyorum.
-Kendini kendine kanıtlamak için kendini ilk önce başkalarına kanıtlaman lazım.
Bunu söylediğim kişi bu lafımdan çok etkilenmiş gibi göründü.
Peki gerçekten kendimizi kendimize inandırmak için başkalarına da mı inandırmak lazım? Hayır, ben bu cümleyi onun bakış açısından bakarak kurdum. Evet, o zaman yerinde bir cümle olmuş.

Nasılsınız iyisinizdir umuyorum ki.
Bana teşekkür etmeyin mümkünse bir süre.

Burnunuz çok güzelmiş deseler şaşacağız zaten.

Bazen o kadar kafam karışıyor ki düşünmemek gibi bir seçeneğimin olmasını istiyorum.
Bu makinayı nasıl kullanıyorduk ben hala çözemedim.

Yakışıklı mı çirkin mi sempatik mi itici mi olgun mu çocuk mu tutarlı mı tutarsız mı ileriyi düşünür mü düşünmez mi sadece anı mı yaşar aşık olur mu gerçekten sever mi
Aşk adamı.
O kadar arada ki aslında. Bazen söyledikleri ve yaptıkları örtüşmüyor.
Bana o kadar güzel "Çok güzelsin" dedi ki, hayatımda hiç bu kadar içten bir iltifat almamıştım.
O an gerçekten çok güzeldi. Daha başka nasıl anlatabilirim? O ana başka bir an karışmıştı.
Buraya aktaramadığım bir şeyler var. Galiba ben içimde anlamlandıramadım.
Belki de daha sonra bana o anları verdiği için ona teşekkür ederim. Her neyse hani yazmıyorduk? Yine tutamadın kendini değil mi.