The world is on fire and no one can save you but me.
Friday, 16 August 2013
Wednesday, 14 August 2013
Biraz önce aylar önce yazdığım bir yazıyı okudum babaanne.Seninoe ilgili bazi seyleri unutmuşum,uzuldum.Ah babaanne bu bayramda sensizdi.O odaya girdim ve senin masaya koymus oldugun vazonun uzerindeki fotografina baktim.o fotografta taktigin sal bizde babaanne.o evde hala sen varsin ama.senin duzenin,senin ortulerin,senin vazolarin.Metecwn'la benim olan cercevelenmis fotograflar.keske burada olsaydin da biz eve giderken bizi kapidan izleseydin.simdi kapi biz ciktigimiz anda kapaniyor.ne gari0 degil mi?boyle kucuk bir sey senin yoklugunu nasil acik ediyor.Dedem yine unutmadi bana para vermeyi.ah babaannem...
Her o tadı aldığımda sordum kendime ve etrafimdakimlere "Neden bunu kendimize yapıyoruz?".Cevabımız yoktu, elbetteki vardı ama birbirimize verebileceğimiz cevaplar değildi onlar.Yüzleşmekten korkuyorduk sadece.Sözler ete kemiğe büründüğü zaman bir gerçeklik kazanır,onları evrene kavuşturduğumuzda gerçek olurlar.Suskun kaldık çünkü yüzleşmekten korktuk,onları gerçek yapmaktan korktuk.Her zamanki gibi içimizde yaşadık bütün acılarımızı ve mutluluklarımızı.Konuşmaktansa hayal kurduk biz.Böylesi daha kolaydı.Ne ağır yenilgiler vardı hayallerimizde ne de büyük pişmanlıklar...Sustuk ve gerçek hiç bizim olamadı.Gerçek hiç benim olmadı. Ama artık ağır geliyor bu suskunluk, üzerime ördüğüm duvarlarım nefes alacak yer bırakmıyor.Kat kat artıyorlar ben sustukça.Artık böyle olamaz,korkaklık bizimkisi biliyorsun.İncinmekten korkmak.Yenilmekten korktuğumuz için hiç oynamıyoruz da.Risk almıyoruz,hiç denemiyoruz, gerçeğe ulaşmanın bütün yollarını kapatıyoruz böylelikle.Artık böyle olmamalı.Çok ağır geliyor bu yalnızlığım.Keşke bir günlüğüne ben olabilseniz ve beni anlayabilseniz.Çünkü o kadar çok anlatacak şey var ki,o kadar birikmişler var ki...Beni tam anlamıyla anlamanızı istiyorum.Ne hissettiğimi,ne düşündüğümü,hissettiklerimin ne kadar yoğun olduğunu,düşünüş şeklimi,hayata bakışımı...Keşke gelseniz ve biraz da bana beni anlatsanız,belki bende birazcık net olurum,ruhumdaki karışıklıkları çözerim belki biraz.
Gelseniz ve bana hayallerimi anlatsanız.Neden korktuğumu sorsanız bana,neden korktuğumu biliyorsunuz ama bana ne için korktuğumu sorsanız keşke.Keşke gelip biraz sevseniz beni.
Keşke biraz beni anlasalar.Gelseler ve beni sevseler.
Keşke gelip beni biraz merak etseniz.Duvarlarımdan çıkmama yardım etseniz.
Keske kendinizde boğulmasanız biraz,beni de boğmasanız kendi hayallerimde.
Gelseniz ve bana hayallerimi anlatsanız.Neden korktuğumu sorsanız bana,neden korktuğumu biliyorsunuz ama bana ne için korktuğumu sorsanız keşke.Keşke gelip biraz sevseniz beni.
Keşke biraz beni anlasalar.Gelseler ve beni sevseler.
Keşke gelip beni biraz merak etseniz.Duvarlarımdan çıkmama yardım etseniz.
Keske kendinizde boğulmasanız biraz,beni de boğmasanız kendi hayallerimde.
Thursday, 8 August 2013
Hayatım bu aralar çok güzel gidiyor ve hep de öyle gidecek.Çünkü gelecekle ilgili çok güzel ve umutlu planlarım var.Tedirgin de hissetmiyorum.
İki üç pürüz yok değil tabii ki.Dün mesela telefonumu kaybettim ama ailem o kadar iyi ki bununla sadece dalga geçiyorlar.Arkadaşlarım o kadar iyi ki bana çok yardımcı oldular.
Beni sadece teselli bulmak için arayıp soran insanlara da pek ihtiyacımın olmadığını fark ediyorum.
Kendimin farkına varıyorum ki ben gerçekten buradayım.Bazı zamanlarda gidip gelmişim ama şu anda buradayım.Farkındayım.
Başka maddelere ihtiyaç yok.Hemde hiç yok.Never and ever.
Müzik tek ilaç biliyorsun, her şeyin gıdası müzik.Yalnızlığımın,üzgünlüğümün,depresifliğimin ilacıdır kendileri.
Yalnız olamsam bile arada sırada öyle hissediyorum.Alone and lonely şeysi.
Ama olsun,en büyük boşluk doldurulursa eğer bunların hiçbir önemi kalmaz zaten.Hayat amacımmış gibi davranıyorum bu sıralar.
Kapalı konuşuyorum biliyorum da zaten kaçınız oturup okuyorsunuz ya da rastlıyorsunuz.Bu sitenin pazarlamasını hayatta yapamam zaten.Burada çıplağım,beni de o kadar çok tanımasın öyle herkes.
Güle güle şekerim.
İki üç pürüz yok değil tabii ki.Dün mesela telefonumu kaybettim ama ailem o kadar iyi ki bununla sadece dalga geçiyorlar.Arkadaşlarım o kadar iyi ki bana çok yardımcı oldular.
Beni sadece teselli bulmak için arayıp soran insanlara da pek ihtiyacımın olmadığını fark ediyorum.
Kendimin farkına varıyorum ki ben gerçekten buradayım.Bazı zamanlarda gidip gelmişim ama şu anda buradayım.Farkındayım.
Başka maddelere ihtiyaç yok.Hemde hiç yok.Never and ever.
Müzik tek ilaç biliyorsun, her şeyin gıdası müzik.Yalnızlığımın,üzgünlüğümün,depresifliğimin ilacıdır kendileri.
Yalnız olamsam bile arada sırada öyle hissediyorum.Alone and lonely şeysi.
Ama olsun,en büyük boşluk doldurulursa eğer bunların hiçbir önemi kalmaz zaten.Hayat amacımmış gibi davranıyorum bu sıralar.
Kapalı konuşuyorum biliyorum da zaten kaçınız oturup okuyorsunuz ya da rastlıyorsunuz.Bu sitenin pazarlamasını hayatta yapamam zaten.Burada çıplağım,beni de o kadar çok tanımasın öyle herkes.
Güle güle şekerim.
Monday, 24 June 2013
Çünkü özlüyorum anlıyor musun?
Hiç tanımadığın birini nasıl bu kadar özlersin? Nasıl bu kadar düşünceleri derinden etkileyebilir seni.
O benim Ata'm.Keşke onu buraya getirmenin bir yolu olsa, onunla konuşmak ne kadar büyük bir şey olurdu.
Ona içinden değilde, yüzüne karşı teşekkür edebilmek.
Ah Ata'm biliyorum görüyorsun.Neler hissediyorsun acaba?
Sen gençlikle gurur duyuyorsun Ata'm.
Küçükken okulda öğle teneffüsleri Sarı Zeybek'i izlerdik.Sınıf dopdolu olurdu, kimse çıkmazdı.
Herkes o "son balo" da ağlardı.Hıçkıra hıçkıra.Bende ağlardım.Televiyzonun üstünde her sınıfta olduğu gibi fotoğrafın vardı.En çok sevdiğim fotoğrafındı o.
Onun çocuğuyum,onun genciyim,onun izindeyim.
Biz o antları laf olsun diye vermedik.
Birinci vazifemi iyi bilirim, aklıma kazınmış, bilirim.
Zaten hangi çılgın bize zincir vurabilir?
Hiç tanımadığın birini nasıl bu kadar özlersin? Nasıl bu kadar düşünceleri derinden etkileyebilir seni.
O benim Ata'm.Keşke onu buraya getirmenin bir yolu olsa, onunla konuşmak ne kadar büyük bir şey olurdu.
Ona içinden değilde, yüzüne karşı teşekkür edebilmek.
Ah Ata'm biliyorum görüyorsun.Neler hissediyorsun acaba?
Sen gençlikle gurur duyuyorsun Ata'm.
Küçükken okulda öğle teneffüsleri Sarı Zeybek'i izlerdik.Sınıf dopdolu olurdu, kimse çıkmazdı.
Herkes o "son balo" da ağlardı.Hıçkıra hıçkıra.Bende ağlardım.Televiyzonun üstünde her sınıfta olduğu gibi fotoğrafın vardı.En çok sevdiğim fotoğrafındı o.
Onun çocuğuyum,onun genciyim,onun izindeyim.
Biz o antları laf olsun diye vermedik.
Birinci vazifemi iyi bilirim, aklıma kazınmış, bilirim.
Zaten hangi çılgın bize zincir vurabilir?
Subscribe to:
Posts (Atom)