Oda karanlık ya ve ben de üşüyorum ya, o yüzden özledim.
Evet, sırf bu yüzden.
Ben uzansam, o yaklaşsa, sarılsam, sarılsa ve uyusak. Bu kadar masum bir şey istiyorum ama imkanı yok. Hayalini kursam da sıcaklığını hissedemem gerçekten. Ne yapalım, şimdiden alıştırmam lazım.
Onu kaybedemem. Kaybetmiyorum.Söylemiştim ya ben paranoyağım diye.
Bütün her şey sevgiye aç olan benden kaynaklanıyor. Elimde değil, engelleyemem.Bana sarılıyken hayalim gerçekleşiyor olsa bile içimde bir karanlık var, o da anlamaz rollerimi iyi oynadığımdan kimse göremez bu karanlığı.
Onun görmesini isterdim ama ne diyebilirdi? Sıkılırdı bir süre sonra.
Bense daha çok ağlardım.
Sunday, 8 May 2011
İnsan kendisini kendinden kıskanabilir mi?
Olabiliyormuş demek.
Garip bir duyguymuş, imrenme mi yoksa kıskançlık mı bilemedim ama kıskançlığa daha yakın bir duyguydu.
Ne der diye düşünmedim ben hiç, yine inkar ediyorum gerçek olanı sen anla.
İnsan kendisini nasıl kıskanır?Kıskanma değil de bir özlemdi, tekrardan o anları yaşama istediğiydi, o anlara duyulan özlem.
Hangi anlara, söylemem.
Beni nasıl buldu diye sormadım, demek ki o anda merak etmedim ama şimdi ediyorum.O anda ne demem gerektiğine o kadar takılmışım ki ne demem gerektiğini düşünmeyi unutmuşum.Önemli değil nasılsa hep benle (mi) sonra sorarım zamanımız bol (mu).
Sanki çok özelmiş gibi.Televizyon kapandı ve oda karanlıktı.Yukarıda ki sevişmemizi istemiş gibi ard arda sıraladık bütün zevklerimizi.Bense öylece durdum hissizliğimden.
İçimde kalan milyon şey var ama birisi hepsinden dolu.Korku topları patlıyor şimdi geri sayım varsa.Ben kaçıyorum, delirmiş beynimi alıp biraz daha kendi kendimi bitireceğim.
Bu işi sevmeye başlamaktan korkuyorum, üzerime yapışıp kalmasından.Benim için şans dile yoksa bir daha burada olmayacağım.Ruhen.
Olabiliyormuş demek.
Garip bir duyguymuş, imrenme mi yoksa kıskançlık mı bilemedim ama kıskançlığa daha yakın bir duyguydu.
Ne der diye düşünmedim ben hiç, yine inkar ediyorum gerçek olanı sen anla.
İnsan kendisini nasıl kıskanır?Kıskanma değil de bir özlemdi, tekrardan o anları yaşama istediğiydi, o anlara duyulan özlem.
Hangi anlara, söylemem.
Beni nasıl buldu diye sormadım, demek ki o anda merak etmedim ama şimdi ediyorum.O anda ne demem gerektiğine o kadar takılmışım ki ne demem gerektiğini düşünmeyi unutmuşum.Önemli değil nasılsa hep benle (mi) sonra sorarım zamanımız bol (mu).
Sanki çok özelmiş gibi.Televizyon kapandı ve oda karanlıktı.Yukarıda ki sevişmemizi istemiş gibi ard arda sıraladık bütün zevklerimizi.Bense öylece durdum hissizliğimden.
İçimde kalan milyon şey var ama birisi hepsinden dolu.Korku topları patlıyor şimdi geri sayım varsa.Ben kaçıyorum, delirmiş beynimi alıp biraz daha kendi kendimi bitireceğim.
Bu işi sevmeye başlamaktan korkuyorum, üzerime yapışıp kalmasından.Benim için şans dile yoksa bir daha burada olmayacağım.Ruhen.
Sonsuz
Bütün okuduğum o hikayeler gerçek ve başkalarının da benim gibi hissetmesine yani yalnız olmadığıma seviniyorum,bilirsin insan bir gruba dahil olmak ister içten içe, bu davranışını ne kadar inkar da etse insanın yaradılışı budur.Ama ben dışarıdan bakıyorum o hikayelere,okurken içindeyim ve iyi hissediyorum ama kendi hayatıma döndüğümde,onlarınkilerden çıktığımda her şey yine aynı kalıyor ve ben çaresiz bekliyorum, ne yapacağımı bilmiyorum.Okuduğum hikayeler benim gerçekliğim değil çünkü.Belki de onları okumamam lazım, beni daha kötü hissettiriyorlar.Hava güneşli olunca sevinilmeli, yağmurlu olunca üzünülmeli kafasında biri değilim.Mutluluğu hissetmek sana kalmış bir şey, dış etkenlerden çok uzakta bir şey.Ama şu güzel havada öküz gibi mutlu olmak gerektiğini hissediyorum, bunu bilmek ve hissedememek üzücü değil ama garip bir his uyandırıyor.
Paranoyak düşüncelerim yine benimleler.Bugün hiç konuşmadık çok güzel değil mi?
Çok korkuyorum ve başıma geleceğini biliyorum bazı şeylerin.Bunu duyduğuna mutlu olsun evet başıma geleceğini biliyorum, aptal.Ne kadar sevsem de içimde eksik bir şey var, onun doldurması gereken.Çok fazla şey mi bekliyorum? Hayır.
Bence yine de bana nezaketen sorması gerekirdi aldırmadan önce bir şeyleri.Almam demem çünkü aramızda paranın lafı yok ama yine de sorması gerekirdi.O olsa aynısını yapardı, yapmıştı da.
Çok ince şeyler bunlar neden hala aklımda ki?
Neyi ne kadar umursayıp ne kadar umursamayacağıma karar veremiyorum.Bu aralar hiç yemek yemiyorum.2 kilo vermişim.En güzel tarafı da bu zaten.
Bana hala bir şey yazmamış olması çok güzel.Benden mi bekliyor anlamıyorum, bok gibi davranıyor o yüzden üstüne düşmicem benimle kalsın diye.Eğer istemezse istemez, ben zaten artık hissizim, eğer benden koparsa, şu halimden daha derin şeyler hissedeceğimi de sanmıyorum.Bu o kadar acılı ki hissizlik diyorum buna.Acı, bir yerden sonra uyuşturur ya hani,öyle.Doruk noktalarında olduğum için uyuşmanın,daha fazlası olmadığı için, korkmuyorum sanırım o anı kopuş anını yaşamaktan.Sadece ağlamaktan korkuyorum ve durmadan başımın ağrımasından.
Aslında bilmiyorsun ki ben ne kadar çok korkuyorum.Zaten bir şeyleri inkar ettiğimde bil ki sakladığım işler var.
Ve aslında bok gibi de davranmıyor, güzel şeyler de oluyor ama ben şu sıralar sadece eksileri görüyorum.O soktu ki bu ruh haline beni, bende baştan meyilliydim, kolay oltaya geldim.
İlk başlarda çok güzeldi ama çabuk boka sarmaya başladı.Her şey düzelecek, biliyorum.
Neden ben sıradan olamadım ki, bak yine söylüyorum bu sıradan olmamak lafını güzel birşeymişcesine söylemiyorum.Berbat bir şey bu.
Bundan kurtulmak benim elimde mi? Yoksa birisini mi beklemem gerek? Ne yapmam lazım, ağlamak işe yaramıyor artık rahatlatmıyor bile, insanlarla konuşmak daha da büyütüyor olayları, alkol zaten her şeyi daha da boklaştırıyor ne zaman ona koşsam,kullandığım ilaçlarda bir boka yaramamış şu halime bakarsak.
İstemiyorum.Sonsuz bir şey lazım ama ne, sonsuz bir şey sadece.
Ama ne?ne?ne?
Paranoyak düşüncelerim yine benimleler.Bugün hiç konuşmadık çok güzel değil mi?
Çok korkuyorum ve başıma geleceğini biliyorum bazı şeylerin.Bunu duyduğuna mutlu olsun evet başıma geleceğini biliyorum, aptal.Ne kadar sevsem de içimde eksik bir şey var, onun doldurması gereken.Çok fazla şey mi bekliyorum? Hayır.
Bence yine de bana nezaketen sorması gerekirdi aldırmadan önce bir şeyleri.Almam demem çünkü aramızda paranın lafı yok ama yine de sorması gerekirdi.O olsa aynısını yapardı, yapmıştı da.
Çok ince şeyler bunlar neden hala aklımda ki?
Neyi ne kadar umursayıp ne kadar umursamayacağıma karar veremiyorum.Bu aralar hiç yemek yemiyorum.2 kilo vermişim.En güzel tarafı da bu zaten.
Bana hala bir şey yazmamış olması çok güzel.Benden mi bekliyor anlamıyorum, bok gibi davranıyor o yüzden üstüne düşmicem benimle kalsın diye.Eğer istemezse istemez, ben zaten artık hissizim, eğer benden koparsa, şu halimden daha derin şeyler hissedeceğimi de sanmıyorum.Bu o kadar acılı ki hissizlik diyorum buna.Acı, bir yerden sonra uyuşturur ya hani,öyle.Doruk noktalarında olduğum için uyuşmanın,daha fazlası olmadığı için, korkmuyorum sanırım o anı kopuş anını yaşamaktan.Sadece ağlamaktan korkuyorum ve durmadan başımın ağrımasından.
Aslında bilmiyorsun ki ben ne kadar çok korkuyorum.Zaten bir şeyleri inkar ettiğimde bil ki sakladığım işler var.
Ve aslında bok gibi de davranmıyor, güzel şeyler de oluyor ama ben şu sıralar sadece eksileri görüyorum.O soktu ki bu ruh haline beni, bende baştan meyilliydim, kolay oltaya geldim.
İlk başlarda çok güzeldi ama çabuk boka sarmaya başladı.Her şey düzelecek, biliyorum.
Neden ben sıradan olamadım ki, bak yine söylüyorum bu sıradan olmamak lafını güzel birşeymişcesine söylemiyorum.Berbat bir şey bu.
Bundan kurtulmak benim elimde mi? Yoksa birisini mi beklemem gerek? Ne yapmam lazım, ağlamak işe yaramıyor artık rahatlatmıyor bile, insanlarla konuşmak daha da büyütüyor olayları, alkol zaten her şeyi daha da boklaştırıyor ne zaman ona koşsam,kullandığım ilaçlarda bir boka yaramamış şu halime bakarsak.
İstemiyorum.Sonsuz bir şey lazım ama ne, sonsuz bir şey sadece.
Ama ne?ne?ne?
Saturday, 7 May 2011
Gecenin Işıkları
Henüz tam anlamıyla gece değildi, tam vaktinde gelmişti ve ilk defa az önce yanındakiyle daha fazla kalmak istememişti, bunun için nedensiz mutluydu,üzücü ama kız buna üzüldü mü o da bilmiyordu, fazla da düşünmek istemedi, düşününce onu yaralayacak cevaplar ortaya çıkacağını biliyordu.Soğuk yolda birazcık yürüdü, gecenin ışıkları yanıyordu.Yürüdü ve kapıyı açtı, merdivenlerden çıkarken sol yanındaki çardakta oturanla göz göze geldi, çardaktakinin bu kadar tedirgin ve atakta olması içinde bir acıma duygusu yarattı kızın,hayatta kalma duygusundan dolayı bu kadar tedirgin olan onun karşında kız çok isteksiz kalmıştı.Hatırladı ki ilk defa yoldan karşıya geçerken arabaların gelip gelmediğine bakmamıştı, umursamamıştı ve iç güdüleri bile dürtmemişti onu.Ama o anda göz göze geldiği o çardakta oturan kediyi sadece bir bakış ürkütmüştü.Utandı kız, yaşamla arasında bu kadar kopukluk olduğunu bir kez daha hatırlayınca.Bir utançtı bu.Çardağın önünden geçti ve evine kalan kısacık yolu yürümeye başladı, yürürken sağındaki binadan bir adam çıktı, adam ona doğru geliyordu, kızla çarpışmamak için adam yolunu başka tarafa yöneltti.Nedense kız bu harekete alındı, saçma olduğunun farkındaydı ama hislerini nasıl kontrol edebilir.Adam üstüne doğru gelse ne olacaktı ki, neden yolunu değiştirmişti? Yolunu değiştirmeseydi çarpışırlar mıydı yoksa o adamda kızın hayali yaşattıklarından biri miydi? Aklına yarım saniyede milyon soru doldu, şizofrenleşmiş beyni keşke demeye başladı.Bütün düşüncelerinden arınmak istediğini bilerek kapıyı açtı ve içeri girdi..
Hani gecenin bir rengi olur ya karanlıktır ve ışık yanar aynı öyleydi o akşamda.Ruhununda böyle loş olduğunun farkındaydı.Kızın ruhu geceydi ve dokunduğu,gördüğü,tattığı,hissettiği,sevdiği,nefret ettiği,güvenmediği,kurtardığı,verdiği,paylaştığı,aldığı,dilendiği,ödünç aldığı,çaldığı,yarattığı,yok ettiği,yaptığı,söylediği,yediği,tanıştığı,küçümsediği,kavga ettiği,bütün her şey o loşluğu veren ışıktı ama hiçbiri geceyi aydınlatmaya yetmiyordu.
Ona başka bir şey gerekli, kızda bilmiyor ve elinden gelen tek şey beklemek,ona gerekli olan şey bütün somut kavramların dışında bir şey ama kızda bilmiyor ve elinden gelen tek şey beklemek.
Artık beklemekten de sıkıldı, hiçbir şey olmazsa ki eğer,hiçbir değişiklik, ne yapacağını bilmiyor.Denediği tüm yollar onu daha da kötü olmaya itiyor,bu nedenle bir başkasına ihtiyacı var onun.Ama kim o ve ne zaman geliyor.
eğer ki dikkatini çekmediyse,
"all that you touch
and all that you see
all that you taste
all you feel.
and all that you love
and all that you hate
all you distrust
all you save.
and all that you give
and all that you deal
and all that you buy,
beg, borrow or steal.
and all you create
and all you destroy
and all that you do
and all that you say.
and all that you eat
and everyone you meet
and all that you slight
and everyone you fight.
and all that is now"
Hani gecenin bir rengi olur ya karanlıktır ve ışık yanar aynı öyleydi o akşamda.Ruhununda böyle loş olduğunun farkındaydı.Kızın ruhu geceydi ve dokunduğu,gördüğü,tattığı,hissettiği,sevdiği,nefret ettiği,güvenmediği,kurtardığı,verdiği,paylaştığı,aldığı,dilendiği,ödünç aldığı,çaldığı,yarattığı,yok ettiği,yaptığı,söylediği,yediği,tanıştığı,küçümsediği,kavga ettiği,bütün her şey o loşluğu veren ışıktı ama hiçbiri geceyi aydınlatmaya yetmiyordu.
Ona başka bir şey gerekli, kızda bilmiyor ve elinden gelen tek şey beklemek,ona gerekli olan şey bütün somut kavramların dışında bir şey ama kızda bilmiyor ve elinden gelen tek şey beklemek.
Artık beklemekten de sıkıldı, hiçbir şey olmazsa ki eğer,hiçbir değişiklik, ne yapacağını bilmiyor.Denediği tüm yollar onu daha da kötü olmaya itiyor,bu nedenle bir başkasına ihtiyacı var onun.Ama kim o ve ne zaman geliyor.
eğer ki dikkatini çekmediyse,
"all that you touch
and all that you see
all that you taste
all you feel.
and all that you love
and all that you hate
all you distrust
all you save.
and all that you give
and all that you deal
and all that you buy,
beg, borrow or steal.
and all you create
and all you destroy
and all that you do
and all that you say.
and all that you eat
and everyone you meet
and all that you slight
and everyone you fight.
and all that is now"
Ütopik Hatalar
Benim ütopyamda da hiçbir şey beyaz değil, hiçbir ev şekerden yapılmamış, hiçbir şey pembe değil ya da hiçbir insan o kadar saygılı ve sevecen değil.Her şey benim isteklerimin tersine.Pembeyi sevmem ama içten içe pembe cıvıl cıvıldır.Benim ütopyam bile karanlıksa ruhumdan nasıl heyecanlı olmasını beklerim? Kapana kısılmış hayallerim ve isteklerim ve duygularım.Onun kokusunun sindiği saçlarım bile yalanlıyorsa mutluluğumu, hiçbir şey gerçek değil yaşadıklarımdan ya da yaşamadıklarımdan.Böyleyim ben, benim ruhum böyle.Hiçbir zaman gerçekten ama gerçekten hissettiğim için gülmem ben.Gülünmesi gerektiğini bildiğim için gülerim.İçten içe beni kötülemek istiyorsun biliyorum, anlamıştım zaten o anlarda hissettiklerimden.Hayali hatalarıma bağlarım bu halimi, bu karanlığımı.Bu hisle mi doğdum hayata?Bütün yaşayacağım yıllar boyunca böyle mi hissedicem?Eğer öyleyse ben çok uzun yaşamak istemiyorum,bilsin.Eğer ki içimde bu hisle yaşayacaksam ben istemiyorum izmarit tadı veren bu hayatı.Bir şeyler hala olmadı ve ben beklemiyorum artık.Acının verdiği uyuşuklukla konuşuyorum, gülüşüyorum, öpüşüyorum ve utanıyorum ama hiçbiri gerçek değil.Neden diye sormicam artık, sende sıkıldın bende,sen yanıtlamamaktan bende yanıtı alamamaktan,sormaktan sıkılmam asla, bu yüzden de öğrendim artık "neden?" diye sormamayı.
ve soğuk..
Hiç düşünür müydün yanımdan geçen insan, hiç düşünür müydün ki yanından geçen 1saniyeliğine göz göze geldiğin insan senden ötede çok derin şeyleri kurcalıyor?Aklından geçer miydi hiç?Ya da düşünmeye tenezzül eder miydin? Lütfeder miydin?
İnsanlar garip ve anlaması güç, farkında mısın bu giderek böyle oluyor, her geçen yıl daha da sertleştiriyor aşılması gerekenleri.
Eğer ki hiçbir şey olmasaydı bil ki şu anda gözlerim açık durmazdım.
ve soğuk..
Hiç düşünür müydün yanımdan geçen insan, hiç düşünür müydün ki yanından geçen 1saniyeliğine göz göze geldiğin insan senden ötede çok derin şeyleri kurcalıyor?Aklından geçer miydi hiç?Ya da düşünmeye tenezzül eder miydin? Lütfeder miydin?
İnsanlar garip ve anlaması güç, farkında mısın bu giderek böyle oluyor, her geçen yıl daha da sertleştiriyor aşılması gerekenleri.
Eğer ki hiçbir şey olmasaydı bil ki şu anda gözlerim açık durmazdım.
Subscribe to:
Posts (Atom)